Sonbahar sezonu için ekoseye tam anlamıyla takılmış durumdayım. Her renk ve her boyuttaki ekoselere gidiyor gözüm. Ünlü modacıların defilelerinde de var ekose, İskoç tarzı. Hatta Dolce Gabbana baya abartıp kırmızı İskoç elbise, altına lacivertli ekose külotlu çorap üzerine ise yine lacivertli ekose ceket kullanmıştı. O kadar abartasam da kesin bir elbise dikilecek sonbahara.

Bugün de pazardan üç tane topladım :

Yeşilli olan tafta

Burberry çakması :=) desen saten

Kırmızılı olan ise şifon…

unutmadan bu da birkaç gündür yapmaya çalıştığım daha yakası ve kolları tamamlanmamış ekoseli gömleğim.

Hem ekoseli hem fırfırlı…

Yani

hem maskülen hem feminen…

 

suni deri portfoy canta

Hani bu yazımda çatal-bıçak sandığını dikiş kutusuna çevirmiştim ya, bu sefer de diğer çatal-bıçak takımımın Bond tarzı çantasını bozup kendime portföy çanta yaptım. İlk başta içi ahşap olan çantanın üst ve alt kısmındaki suni yılan derilerini kenarlardan maket bıçağıyla keserek çıkardım. Sonra :

1. Suni deriden kullanacağım parçaları kestim. ( Uzunlamasına olan iki parça yan ve alt için, küçük olan ön büyük olan ise arkadan öne dönüp kapağı oluşturan parça)

2. Bu parçaları yerlerine diktim. Öncelikle yan iki parçayı bitiş yerlerinden birbirine diktim. (Alt ortayı oluşturmak için) Sonra elde ettiğim parçayı ilk önce ön parçaya sonra da arkadan öne dönüp kapak olacak parçaya birleştirdim.

3. Astarsız olarak çantanın kaba şekli ortaya çıkmış oldu.

4. Astar için yan parçaları kullanmadım. Sadece ön ve arka olarak iki parça kullandım.

5. Arka parçaya bir iç cep ilave ettim.

6. Kapağın iç tarafı için suni deriden bir parça daha kestim. Bu parçaya astarı ekledim.

7. Kapağın iç tarafını kapağın dış kısmını oluşturan parçaya yüzü yüz gelecek şekilde dikip düzüne çevirdim. (Köşeleri diyagonal şekilde diktiğim için köşeli dönüşler elde ettim.

Bundan sonra kapağın iç tarafına ve ön parçaya mıknatıslı çıtçıt taktım. Ve son olarak astarın ön yüzün üst tarafıyla birleştiği yeri kıvırıp diktim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
not : Suni deri oldukça kalın olduğu için elimdeki en sağlam iğneyi kullandım. (110/18) Buna rağmen iki adet iğne kırmayla bitirebildim ancak. Dikişi o kadar kolay olmadı yani, bazı yerlerde pedal yerine elimle çevirerek yürüttüm.

Klimt’ lerim

Klimt en beğendiğim modern ressamlardan biridir. Resimleri genelde insan figürleri ve onları saran (gerek saç gerekse kıyafet olarak) desenli başka figürlerden oluşur. Oldukça fazla renk hatta varak gibi başka materyaller kullanmıştır. Temalarında hep kadın, aşk, tutku gibi öğeleri işler.

Elle dergisinin Temmuz 2008 sayısında da Klimt’in eserleriyle modanın ilişkisi anlatılıyordu. O yazıdan Klimt hakkında birkaç bilgi :

- Gustav Klimt 14.07.1862′ de Viyana’ da doğdu. Uygulamalı Sanat Okulu’ nda eğitim aldıktan sonra kilise, müze, tiyatro gibi binaların iç süslemelerini yaparak resime başladı.

- Hayattayken tabloları ödüllendirilen ender sanatçılardan biriydi. Ama genelde olduğu gibi en büyük kazancını, öldükten çok sonra -haziran 2006′da- 135 milyon dolara satılan “Adele Bloch-Bauer I” adlı tablosu kazandırdı.

- Klimt, moda dünyasına esin kaynağı olan birçok tablosu için portrelere giydireceği kıyafetleri önce tasarlatır sonra resimlerini yapardı.

- Mart 2006′da gösterime giren ve John Malkovic’ in başrolünü oynadığı “Klimt” filminde kadınlara adadığı yaşamını ve sansasyonlarını anlatıyordu.

Tablolarının reprodüksiyonlarını kartpostal halinde (15×15 cm boyutunda) Bauhaus’ta görünce hemen aldım. (Tanesi 3,5 ytl olması lazım) Çerçeveleri de Ikea’dan buldum. (ikili paketler halinde 5,95 ytl) Girişte salon kapısının yanındaki duvara astım.
 

geishalı kutu

Birkaç gün demiştim ama baya uzun bir ara oldu. Yazın son iznini de böylece bitirmiş olduk. Dün gelir gelmez uzun zamandır istediğim kutu boya-dekupajını yaptım.
Bu çekmeceli kutu IKEA’dan. 3 küçük, 2 de büyük çekmecesi olan bir kutu. Rengi ham ahşap rengiydi, zaten boyanabilir olduğu için almıştım.
Öncelikle malzemeler :
- Cadence kirli beyaz akrilik boya
- Cadence çok amaçlı yapıştırıcı
- Cadence saten akrilik cila
(Hepsini Bauhaus’tan almıştım. )
-ilk olarak zımpara yapmakla başlıyoruz. Eğer satıhınız çok düzgünse buna gerek yok. Ama genelde o kadar düzgün olmuyor.
-İstediğimiz renk akrilik boyayla boyuyoruz. Eğer dekupaj yapacaksanız kullanacağınız resimlere göre boyayı seçmelisiniz. Genelde açık renkler daha güzel gözüküyor. Benim rengim kirli beyazdı. Akrilik boyayı katlar arasında birer saat bekleyerek iki-üç kat uyguluyoruz.


-Sıra geldi dekupaj işlemine. Ben Semih Yener’den (Enhar’a teşekkür :)) ) aldığım Geishalı kağıtları kullandım. Resimleri kenarlarından çok az taşırarak kesiyoruz. Makasla yapılabileceği gibi elle yırtarak da yapabilirsiniz. Bu parçaları yapıştırıcıyla boyamış olduğumuz yüzeylere yapıştırıyoruz. Hava kabarcığı kalmamasına dikkat ediyoruz.
-Yapıştırıcının kurumasını bekledikten sonra üzerini verniklememiz gerekiyor. Bunun için saten akrilik cila kullandım ama başka bir çeşit vernik de kullanabilirsiniz. Kağıtların kalkmaması için cilayı iki-üç kat uyguluyoruz.
İşte sonuç :